Sitemiz, ilçemiz kaymakımı İbrahim Küçük'ü makamında ziyaret etti. Dursunbey'imizin dünü bugünü ve yarını, Yeni Adliye Sarayı, Sinema Günleri gibi ana başlıklarda geçen röportajın işte ayrıntıları...
Dursunbey'imizin nabzını tutmaya devam eden sitemiz, ilçemiz kaymakımı İbrahim Küçük, makamında ziyaret etti. Görüşme talebimizi, bizi kırmayarak bizleri makamında kabul eden ilçemiz Dursunbey Kaymakamı Sayın İbrahim Küçük ile çok özel bir ropörtaj gerçekleştirdik. Güncel konular ile Dursunbey'imiz hakkında herşeyi Kaymakamımıza sorduk ve ortaya söyleşi havasında çok güzel bir ropörtaj çıktı. İŞTE ÇOK ÖZEL ROPÖRTAJIMIZIN AYRINTILARI : Dursunbey’in sizden önceki dönemini ve sizin göreve başladığınız günden bu yana yapılan çalışmaları kısaca değerlendirir misiniz?
İbrahim Küçük : Öncelikle hoşgeldiniz. Bir buçuk yılı aşkın bir süredir Dursunbey’deki görev hayatıma devam ediyorum. Dursunbey ilçesi her ne kadar konum itibari ile Êge bölgesinde bulunmasıyla ve Marmara bölgesinin hemen altında yer almasıyla birlikte aynı zamanda da İç Anadolu bölgesiyle yakından bir ilişki içerisinde..
Ne yazık ki Dursunbey bazı konularda mahrumiyetle anılan bir ilçedir. Ben gelmeden önce de, ben geldikten sonra da bu kaderin bir çırpıda değişmesi mümkün değildir. Göreve başladığımda Türkiye’nin birçok ilçesinde olduğu gibi Dursunbey ’inde bazı konularda bir takım sorunlar, bir takım sıkıntılar içerisinde olduğuna şahit olduk. Bunu tahmin etmek de benim için zor değildi.
Bizim buradaki görev anlayışımız, her hangi bir sorunun aşılmasında kaymakamlığımızın üzerine düşen bir sorumluluk olduğunda bu sorunun aşılmasında elimizden gelen gayret ve ihtimamı göstermek olmuştur. Göreve başladığım bir buçuk yılı aşkın süre içerisinde de bu anlayışa uygun olarak hareket etmekteyiz. Tabiî ki bunları söylerken bizlerden bir mucize ya da bir kurtuluş reçetesi mahiyetinde bir hamle beklenmemelidir. Toplumların kaderini değiştirmek veya bir toplumun refah seviyesini yükseltmek bir ya da birkaç kişinin tek başına yapabileceği bir iş değildir. Fakat bazı insanlar bu yolda bazı geçici roller üslenirler. Örneğin bu amaçta benim kaymakam olarak bir rolüm varsa aynı amaçta bir seçilmişin, bir idari amirin, seçmenin, esnafın, öğrencinin kısaca bütün herkesin bir rolü vardır. Kaymakamlık olarak bizim için önemli olan, bizim üzerimize düşen görevlerin layıkıyla yerine getirilmiş olmasıdır.
Bende şahsım adına konuşacak olursam üzerime düşen sorumluluğu göreve başladığım günden itibaren özenle yerine getirme gayeti içerisindeyim. Aynı zamanda bizim dışımızda kalan yerel mahiyetteki unsurların da aynı anlayışla hareket etmesi arzusu içersindeyiz. Tabi bu dinamiklerin bir çırpıda gerçekleşmesine her şeyin intizam içersinde bir yapıya kavuşmasını hemen beklemek hayalcilikten öteye geçmez. Böyle olsaydı zaten şimdiye kadar birçok sorunun üstesinden gelinmiş olurdu. Fakat bu demek değildir ki insanlarımız bu tür sorumluluklar üslenmesinler ya da demek değildir ki yetki sahibi insanlar bu anlamda yetersiz kalıyorlar. Ben kendi şahsımda geldiğim günden beri mevcut imkânlarımız çerçevesinde mevcut ekibimizin yetenekleri dâhilinde üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmekle mükellefim. Şunu da itiraf etmeliyim ki -bu herkes için geçerli bir durum- bu sorumlulukları yerine getirirken memleketimizin sahip olduğu imkânları göz önünde bulundurmalıyız. Birde buradaki mevcut imkânlar ölçüsünde, yöneticisiyle, görev yapan kişileriyle, ekonomik güçleriyle birlikte bir takım sorunları aşmaya çalışıyoruz. Bunu yaparken görüyoruz ki tablo çok da olumsuz değil. Olumlu gelişmeler mutlaka var ve olmak zorunda. Çünkü insanlık tarihi başlangıcından bu yana hep üzerine bir şeyler koyarak bu günlerine gelmiştir. Bizim geldiğimiz günden gideceğimiz güne kadar olan bütün gelişmelerde olumlu olmak zorunda. Peki bu gelişmeleri yeterli buluyor musunuz diye soracak olursanız tabiî ki de yeterli bulmuyorum. Çünkü insanoğlunun daha ileriye gide bilmesi için bir gününün öbür gününe eşit olmaması gerekiyor.
Dursunbey' in diğer küçük nüfuslu ilçelere nazaran içerisinde barındırdığı avantajları ve dezavantajları nelerdir?
İbrahim Küçük : Dursunbey’in şu anda sahip olduğu refah düzeyi ve ekonomik konumu olabilecek en aşağı seviyededir. Bundan daha kötü bir duruma geleceğini düşünmüyorum. Çünkü Dünyadaki gelişmelerin, ülkelerdeki gelişmelerin, yörelerdeki gelişmelerin tamamı ulaşım sektörü ile doğrudan ilgilidir. Dursunbey bu anlamda en büyük problemini yıllardan bu yana ulaşım konusunda yaşamıştır. Dolayısıyla Dursunbey ’in buradan aşağıya gidecek hali yok Çünkü gelişmekte olan bazı konular var ve bunu bulunduğumuz her platform da dile getirmek gayreti içerisindeyiz. Buranın kaderi Ankara yolunun açılmasıyla değişecektir, değişmek zorundadır, bunu bu şekilde ön görmek zorundayız. Bu yolun açılmasıyla birlikte Dursunbey ’in beklenen kalkış hamlesini gerçekleştireceğine inanıyorum.Bunu uzun vadede Dursunbey ‘in sahip olduğu bir avantaj olduğunu düşünmekteyim . Dursunbey’in bir başka avantajı da Türkiye’nin birçok yerinde yönetim birimleri arasında yaşanan olumsuzlukların Dursunbey de yaşanmamasıdır. Aslında bu çok genel bir problemdir. Ülkelerin, illerin, İlçelerin çözüm bulamadığı çok genel bir problemdir. Fakat bu problem Dursunbey de yaşanmıyor. Dursunbey de yaşayan insanların ülkemizin diğer bölgelerinde yaşayan insanlarla benzer özellikler göstermekle birlikte artı olarak bazı iyi özelliklere sahip olduğunu düşünüyorum. Dursunbey de diğer bölgelere nispeten tartışmaların ve kişisel çekişmelerin daha az yaşandığı, ılımlı bir insan yapısının olduğu kantindeyim. İnanın başka yerlerde bu tür kişisel sorunlar daha çok yaşanıyor. Bu yüzden Dursunbey de yaşana bu tür küçük hadiselerin Dursunbeyliler tarafından büyütülmemesi gerekir. Ve ileriki aşamalarda bu uyumlu insan yapısının da Dursunbey’in sahip olduğu bir başka avantaj olarak görüyoruz.
Yine Dursunbey de şuanda dezavantaj olarak görünen ama uzun vadede düşünüldüğünde avantaj olarak sayılabilecek genç bir nüfus var. Bunu ülkeler bazında düşündüğümüzde de aynı sonuca varabiliriz. Diyeceksiniz bu nüfus aynı zamanda işiz de bir nüfus. En azından yeni iş alanları açıldığında Dursunbey’e ait olan ekonomik dilim içerisine kolaylıkla yerleştirebileceğimiz bir iş gücü. Bu tabiî ki kalifiye olduğu sürece işe yarayacaktır. Gençlerimiz arasında zaten kalifiye olan bir kitle var ve önemli olan da bu kitlenin sınırlarını büyütmek.
Size göre yatırımcı iş adamlarımızın Dursunbey’e yatırım yapmamalarının tek sebebi ulaşım potansiyelinin yetersiz olması mı ?
İbrahim Küçük : Sadece ulaşım dersek yanlış olur sermaye ile ilgili çok sevdiğim bir söz vardır : “Sermayenin duygusallığı yoktur.” Eğer yatırımcı bir işe girecekse, ortaya bir sermaye koyacaksa mutlaka kazanmak zorundadır. Kazanmadığı halde işverenin yatırım yapması ekonomik anlamda doğru bir davranış değildir. İş adamlarımızın bu ticari çarkı döndüre bilmeleri için, yaptıkları işten kar edebilmeleri için bazı unsurlara ihtiyaçları vardır. Dursunbey’in iş dünyası tarafından değerlendirildiği zaman ortaya çıkan en büyük problem, yol problemidir. Dursunbey, bugünkü konumu itibarı ile ilerisi olamayan bir yol hatta çıkmaz bir sokak görüntüsü vermektedir ki; Balıkesir’le bir bağlantısı var gözüküyor fakat buradan ötesi için (Kütahya, Ankara hattı) aynı şeyi söylemek doğru olmaz. Bunu düşünen bir iş adamının pazarlama anlamında bir takım sıkıntılar yaşayacağını tahmin etmesi çok da zor olmaz.
Ama bütün bunlara rağmen tek nedeni ulaşım mı derseniz hayır tek nedeni ulaşım değil. Bu tür yerleri cazibe merkezi haline getirebilecek bazı etkenler var. Balıkesir’in kalkınmada teşvikli ya da kalkınmada öncelikli yöreler diye bilinen, belli zamanlarda listesi yenilenen iller kapsamında bulunmadığı için burası teşvik kapsamında gözükmüyor dolayısıyla yatırımcı Dursunbey ’e yatırım yapmak yerine hemen yanı başımızda teşvik kapsamı içerisinde olan Simav’a yatırım yapmayı tercih ediyor. Çünkü milli geliri belli bir düzey altında olan iller il sıralamasında alt sıralarda kaldığı için teşvik kapsamından yararlanamıyor. Yıllardır her platformda gerek siyasiler, gerek üst kademe yöneticiler, gerek bakanlıklar nezdinde savunduğumuz bir fikir var o da bu kıstasların ilçe bazlı değerlendirilmesi fikridir. Çünkü Balıkesir ’in çok gelişmiş bir ilçesiyle aynı kefeye koyarsanız hata etmiş olursunuz. Bu hata yatırımcının tercihini gelişmiş olan ilçeden yana kullanmasına kadar gidebilir. Türkiye genelinde bu haksızlığa uğrayan sadece Dursunbey değil yüzlerce ilçe vardır ki Dursunbey gibi kalkınmada teşvikli il sınırları içerisinde olamadığı için aynı mağduriyeti yaşamaktadır. Bu yüzden şahsi kanaatim ilçe bazlı teşvikli kapsama projesidir. Bunu ulaşımdan sonra ikinci bir etken olarak görebiliriz. Üçüncü bir başka etken ise iş dünyasının endişe duyduğu kalifiye ve etkili iş gücüdür. Burada birçok alanda yapılacak yatırımların iş gücü açısından önünün açık olduğunu düşünüyorum. Örneğin Emek-Yoğun sektörlerden bir tanesi de tekstil sektörüdür, emeği yoğun kullanır, işçisini çok çalıştırır. Tekstil sektörünün en fazla kullandığı iş gücü bayanlardan oluşmaktadır. Dursunbey’e baktığımızda ise genelde bayanlar ve genç kızlarımızla ilgili iş alanlarının oluşabileceğini düşünüyorum. Bu alandaki yatırımcılar için Dursunbey ‘in bir avantaj olduğunu düşünüyorum çünkü başka bölgelerde ki emek yoğun yatırımcıları gerekli iş gücünü sağlamakta sıkıntıya düşebiliyorlar. Biz elimizden geldiğince tanıdıklarımıza, dostlarımıza, karşılaştığımız yatırımcı çevrelere Dursunbey ‘in aslında tekstile ne kadar yatkın bir görünümde olduğunu anlatmaya çalışıyoruz. Şahsi kanaatim Ankara yolunun bu ilçenin kaderini değiştireceği ve kalkınmasında büyük pay sahibi olacağı yönündedir. Zaten geçmişimizi de baktığımızda yolun önemini hep görürüz. Bizim insanlarımız hep yol ve su kenarlarına yerleşmişlerdir. Ropörtaj: M.Hakkı Zorlu Fotoğraf: Abdullah Turhan |